16 Mayıs 2012 Çarşamba

24 Nisan 2012 Salı

Uzun süredir dökmüyorum içimi, yazmıyorum. Ama eksikliğini hissetmedim değil. Her defasında niyetlendim, yazayım yazayım diye ama "işte iş güç" (!) denilir ya her, gerçekten öyle valla.
Ben okurken inanmazdım böyle diyenlere ama çalışmaya başladıktan sonra anladım iş dünyasının güç bir durum olduğunu. İşin dışında engel olan başka bir konuda evimde internetimin olmamasıydı ama bu bahane olarak gösterilemez tabi ki çünkü 9 saat net başındayım. Ama ben zaten düzenli olarak yazacağım sözünü vermemiştim.
Hazır konu açılmışken ben bu yazımda biraz iş hayatına değinmek istiyorum. Daha doğrusu derdimi anlatmak istiyorumaz. Ben işe  başlayalı yaklaşık 7 ay oldu. Süre olarak baktığınız da kısa, fakat öğrendiklerime ve insan çeşidi tanımam konusuna baktığımız zaman liste bir hayli kabarık. Hani denilir ya "zaman aşımına uğradı" bu laf doğru bir tabir. Geçen gün düşündüm  ilk günlerimi telefonu açmaya korkardım, insanlarla konuşmamak için masa telefonunu sessize alırdım ki bu iş ortamında oldukça tehlike bir hareket. Birde şimdiye bakıyorum insanlarla telefonda en az konuşma sürem 15 dk. Başka bir değişim, ilk işe girdiğim yani çömezlik zamanlarımda kimin pc bozulursa yada kimin yardıma ihtiyacı varsa koşar giderdim. Saftirik gibi... Ama onunda ilerleyen zamanlarda çok yanlış bir durum ve aptallık olduğunu anladım. Ama işte yeni mezun olmuşsun, ilk işin, gensin, hareketlisin, öğrenmek istiyorsun bunların hepsi seni körüklüyor.
Zaman geçtikçe bin bir çeşit insanda tanıdım tabi. Gerek çalıştığım lokasyon da gerekse diğer lokasyonlarda sadece telefonla konuştuğum insanlar. Çok değişik tipler var. Yani aklımın alamadığı, mantığımın kabul görmediği. Yaşını başını almış ama egosunu bir türlü tatmin edememiş insanlar,  insan olarak doğmuş büyümüş hatta yaşlanmış ama insanlıktan gram nasibini almamış olanlar, kıçından 5 cm aşağıda biten eteği yada elbisesiyle nasıl oturacağını bilemeyen yani bunu onu giyerken düşünmeyen kendini teşhir etmekten başka bir  şeye kafası basmayan kadınlar, daha ne sorunu olduğunu bilmeden arayan insanlar... bunlar sadece şuanda aklıma gelen insan türleri, bundan sonra karşılaştığım tipleri iyi yada kötü tek kelimelik cümle ile ifade edeceğim.
bugünlük bu kadar yeteceğini düşünüyorum, çünkü şuan şirketteyim ve çok işim var...
                                                                                                                              busıness women :)

17 Ocak 2012 Salı

Ne Yapsam Ki?
     Canım çok tuhaf bir şekilde sıkkın.
!Bir çok şey yapmak istiyorum ama hiç birini yapamıyorum.
!Geçmişte yaşadıklarım aklıma gelip duruyor (Herşey tazeleniyor)
!Son ses şarkı açıp bağara bağara eşlik etmek istiyorum
!Gecenin bir yarısı sahil kenarında hızlı, yavaş nasıl istersem öyle yürümek istiyorum
!Etrafımda ki insanlara haklarında ne düşündüğümü hiç korkmadan söylemek istiyorum
!Hayatımdan çıkmasını istediğim insanlarla daha fazla muhattap olmak istemiyorum
!Özgür olmak istiyorum
!Daha çok param olsun istiyorum
!Biricik kankama yardımcı olmak istiyorum, sorunların çözülsün istiyorum
!Kafamı dinlemek istiyorum
!Slow şarkılar eşliğinde böğüre böğüre ağlamak istiyorum...

7 Aralık 2011 Çarşamba


Sabrımın Sınırlarında Dolaşmayın
Başlıktan da anlaşılacağı üzere sabrımın son safhalarındayım. Buna sebep olanları tebrik ediyorum. Hiç beklemediğim insanlardan beklenmedik hareketler hiç hoş olmadı bu yaşananlar. Ben insanlara hep değer veriyorum bana bu yamuğu yapan kaltaklara da çok değer vermiştim. Kazığın okkalısı girdi her zaman ki gibi. Ben kendime çok kızıyorum, bıktım kendimden... Konuşamadım, kendimi savunamadım, yine ağlamaklı oldum ve attım kendimi yine tuvalete, bağıra bağıra ağlamak istedim ama  ağzımı tıkamak zorunda kaldım.
Konuşturmadılar, ağlatmadılar ona  bile göz koydular. Evime geldim, huzur bulurum, uyurum unuturum dedim. Ama ona da izin vermediler. Tek bir mesajla moralimi sıfırın altına indirmeyi başardılar.
    Biliyorum şimdi içinizden diyorsunuzdur bu kız neye sinirlendi bu kadar. Konuyu anlatmayı çok isterdim ama uzun be sayın okurlar. Ama bu bahane olamaz tabi...
     Bugün her zamanki  gibi kalktım ve işime gittim. Bizim kaltağın da staj günü. E malum deponun toparlanması gerekiyor. Yöneticimin de vermiş olduğu talep ile stajyerimizi kullanmam gerekiyordu ve bende kendisini depoya gönderdim. Neymiş hanım efendi orada sıkılıyormuş, korkuyormuş, orada ki işler erkek stajyerin yapacağı işlermiş miş miş miş. Bahane bahane yani başka bir şey yok. Bu kaltak bizim müdürü görüyor koridorda başlıyor anlatmaya. Bizim müdürde çocuk deyip kıramıyor ve benden onu tek depoya göndermememi rica ediyor. Bende indim bu kaltağın yanına sen gittin müdüre ne dedin dedim bu  girdi bir havalara bana bağırmaya filan başladı. Ben yine sesimi çıkarmıyorum çocuk diyorum. Lan neyse derken bide telefonum çaldı bir baktım bizim sürtüğün kuzeni arıyor açtım telefonu bu bana atar yapmaya başladı. Neye uğradığımı şaşırdım vallahi Tövbe Bismilllah... Bende mi problem bunlar benimle dalga mı geçiyor  ben anlamadım durumu bir türlü. Adını koyamadım bu olayın. Kaltağın üstüne giden abimiz ona işkence çektiren Tanj ama suç Katie'ye kaldı. Fatmagülün suçu ne esprisini geçtik yani. Yeter yaaa yapmayın bunları bana, benim zaten yeteri kadar derdim sıkıntım var. Ben sizler gibi rahat insanlar değilim. O kadar çok ilgilenecek derdim var ki böyle gereksiz şeylere de kafa yorup ağlamak istemiyorum. Please please uğraşmayın. Kendi halime bırakın. Benim sizlere ne zararım var ki hiç suçum yokken beni yerden yere vurdunuz bugün. Ama benim adımda Katie'se bu zamana kadar o orospuya hep iyi davrandım ama bundan sonra sıçacağım ağzına bitti o benim için. Onun benden kurtuluşu ancak stajının bitmesi ile olur.

PS: Ettiğim küfürlerden dolayı özür diliyorum. İş ortamında edemedim burada döktüm içimi affola...

1 Aralık 2011 Perşembe

Mesai Bitimine Son 30 dk Kala...
     İlk defa yazıyorm iş yerimden sizlere. Bir tutuhaf oldu bir hoş oldu koyamadım adına :) Tahmin edebiliyorum; şimdi içinizden "İşin gücün yok mu senin iş yerinde bloga yazı mı yazılır?" heme cevap veryorum merakta bırakmayayım sizleri. Şuan da yok işim çünkü akşama kadar tabiri cayizse çalıştm.
E tabi çalıştım deyince sadece zannetmeyin siz bunu. Her türlü, her alanda çalıştım  yani :) Sabah yeni bir proje için çalıştığımız firmadan (isim vermeyeyim reklam olmasın :)) iki yakışıklı geldi.Bende proje dedim iş dedim adamlarlabağladım muhabbeti. Çayımızı, kahvemizi içtik, tanıştık, kaynaştık derken muhabbeti ilerlettik  :) Benim gözüm ufak tefek ama gözleri içime içime işleyen yakışıklıdadı. Fakat yanındaki arkadaşının  gözüde bendeydi. Bunu hissettim valla . Sonra baktım benim yavşadığımın benimle hiç alakası yok bende hiç uğşamam seninle dedm ve diğer limana yanaştım... O bana yavşıyor ben kur yapıyorum, saçımı savuyorum felan klask kız hareketler :) Neyse o bana yavşıyor ben ona derken yemek muhabbeti açıldı. Adamlar misafirim yemeğe davet etmezsem ayıp olur dedim içimden ve "Eğer bir planınız yoksa burada beraber yiyebiliriz (yiyişebiliriz)" dedim. Benim ki sanki byle bir teklifi beklermiş gibi atladı sazanım. Öbürüde ne yapsam arkadaşı he deyince sevenler ayrılmasın mantığıyla tamam dedim garibim. Sonra taktım bunları peşime Burger'a gittik. Yedik içtik, muhabbet ediyoruz. Sıra yaş konusuna geldi. Bana  kaç gösteriyoruz dediler. Baktım şöyle bir alıcı gözüyle 25-26 var. Ama adamlar demsin mi biz 30 yaşındayız demezler miiiiii :((( Ben şokkkkk :S Ya nasıl sen çok büyüksün ama ben sana abi felan diyeyim dedim iğrenç bir espri yaparak.... Ama tabi bu arada yine birbirimize yavşıyoruz. En son kartını verdi bakalım haydi hayırlısı :)

24 Kasım 2011 Perşembe

Öğretmenler Günü
Tüm öğretmenlerimizin bu değerli gününü kutlar ve aramızda olmayanlara Allah'tan rahmet dileriz.
P.S: Görsellerde aradım ama baktım güzel bir fotoğraf yok bende google amcanın doodle'ını seçtim...

Hep Monoton Hep Monoton...
     Uzun süredir yazamıyorum taze bloğuma. Aslında her akşam niyetleniyorum (birçok şeyi yapmaya niyetlendiğim gibi) bir şeyler yazmaya ama kısmet olmuyor işte :) Tabi ben her ne kadar bloga yazmasamda hayat devam ediyor. Mesela ben yarın sinemaya gidiyorummmm :) Biliyorum  şimdi içinizden diyorsunuz " Lan bunda sevinecek ne var" ama uzun süredir gitmiyorum biraz empati yapın lütfen. Aslında asıl bu kadar çok sevinmemin başka sebebi var tabi ;) Onuda yarın anlatırım artık...
     Hayat devam ediyor dedik peki nasıl devam ediyor??? İşte iş güç aynı telaşla gidiyor bir şekilde. Hayatım hiç bu kadar monoton olmamıştı. Hafta içi iş hafta sonu cuma akşamından ablam gelir iki velediyle birlikte ve böylece benim hafta sonu kabusum başlar :( Açık açık kovuyorum da ama yok bana mısın demiyorlar bu kadar olmaz arkadaş. Yok yok bende evlenip kurtulacağım en sonunda, bir kısmet bulabilsem ah bir bulabilsemmmm. 
Madem çocuk kahrı çekeceğim bu genç yaşımda oturur kendi çocuklarımın kahrını çekerim dimi ama :) 
      Heyecan istiyorum heyecan bir tutam olsa da yeter bana ben onu bereketlendiririm )